İSTANBUL Arel Üniversitesi’nin “Dijital Tufan” temasıyla düzenlediği 2’nci Uluslararası İletişim, Teknoloji, Sanat ve Tasarım Kongresi’nde yapay zekanın geleceği değerlendirildi. Emeritus Prof. Dr. Haluk Şahin yapay zekayı Sihirbazın Yamağı’na benzeterek “Şu anda tam bir yol ayrımındayız” dedi. Yönetmen Dr. İlker Canikligil ise “Yapay zekaya kötü desek de hiçbir şey değişmeyecek, uyum sağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İstanbul Arel Üniversitesi, “Dijital Tufan” temasıyla düzenlenen 2’nci Uluslararası İletişim, Teknoloji, Sanat ve Tasarım Kongresi’ne (ICTADC 2026) ev sahipliği yaptı. Kongrede yapay zeka ve dezenformasyonun yanı sıra dijital mahremiyet ve teknolojinin toplum üzerindeki etkileri de ele alındı.

İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 2’nci Uluslararası İletişim, Teknoloji, Sanat ve Tasarım Kongresi (ICTADC 2026), Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi’nde başladı. Ulusal ve uluslararası akademisyenleri bir araya getiren kongrede dijital dönüşümün medya, sanat, iletişim ve toplum üzerindeki etkileri konuşuldu. Dijital teknolojilerin sunduğu imkanların yanı sıra beraberinde getirdiği riskler de farklı disiplinlerin perspektifinden tartışıldı.

YAPAY ZEKA VE DEZENFORMASYON ELE ALINDI

Kongrede sosyal medya platformlarında yayılan yanıltıcı paylaşımlar, yapay zekayla üretilen içeriklerin güvenilirliği ve algoritmaların bilgiye erişim üzerindeki etkisi gündeme geldi. Akademik değerlendirmelerde dijital bağımlılık, medya okuryazarlığı ve bilgi güvenliği konularına da yer verildi. İletişim alanından Prof. Dr. Haluk Şahin, Prof. Dr. Peyami Çelikcan ve Prof. Dr. Yalçın Kırdar konuşmacı olarak kongreye katıldı.

Yapay zekanın gazetecilik pratikleri üzerindeki etkisi de kongrenin öne çıkan başlıkları arasındaydı. Haber üretiminde yapay zekadan yararlanılması, dijital içeriklerin doğrulanması ve gazeteciliğin etik sorumlulukları ele alınırken, teknolojinin kamu yararına hangi yollarla kullanılabileceği de tartışıldı. Dijital dönüşümün sinema, televizyon, görsel iletişim tasarımı ve sanatsal üretim üzerindeki etkileri de değerlendirildi.

Prof. Dr. Haluk Şahin, “Dijital Tufan” başlıklı konuşmasında dijital dönüşümün doğurduğu sonuçları değerlendirdi. Flu TV sunucusu Dr. İlker Canikligil ise “Tufandan Botla Kurtulmak” adlı konuşmasında dijital çağın yarattığı sorunlar üzerine konuştu.

ULUSLARARASI AKADEMİSYENLER DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ TARTIŞTI

Kongre kapsamında 22 Ekim Perşembe günü uluslararası davetli konuşmacıların yer aldığı çevrim içi bir oturum gerçekleştirildi. Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çiğdem Bozdağ eleştirel medya okuryazarlığını, İsveç’teki Lund Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deniz Duru ise kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi ile yapay zeka kullanımını ele aldı.

İngiltere’deki Goldsmiths Üniversitesi’nden Dr. Ergin Bulut, “Merkezden Çepere Dijital Tufan(lar)” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. University College London’dan Doç. Dr. Hakan Ergül de “Akademide Yapay Zekanın Yarattığı Tufan” başlıklı sunumunu yaptı. İspanya’daki Girona Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hasan Gürkan ise dijital tufanın sinemaya yansımalarını değerlendirdi.

İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğindeki kongrenin ilk gününde yüz yüze oturumlar yapıldı. ICTADC 2026, akademik sunumların çevrim içi oturumlarda devam etmesinin ardından sona erecek.

“YAPAY ZEKAYI BİR YAMAK OLARAK GÖRECEĞİZ”

Yapay zekanın iletişim sektörünü nasıl etkilediğine değinen Emeritus Prof. Dr. Haluk Şahin, “Ben yapay zekayı bir yamak gibi görüyorum; bunu onu küçümsemek amacıyla söylemiyorum. ‘Sihirbazın Yamağı’ adında çok güzel bir çizgi film bulunuyor. Sihirbaz atölyeden çıktığında yamağı, onun yaptığı sihirleri denemeye başlıyor ve denetimi kaybediyor. Sonunda bütün mağara sular altında kalıyor. Şu an biz de tam olarak böyle bir durumdayız. Pek çok uzman, yapay zekanın zamanla bağımsız bir güce dönüşerek insanları yönetmeye kalkışabileceğini haklı biçimde söylüyor. Bununla birlikte bize sağladığı çok büyük faydalar da bulunuyor; bunları göz ardı etmemeliyiz. Uzun süre televizyonculuk yaptım. Bir yerde mülakat yaptığımızda görüşme bazen bir ya da iki saat sürerdi. Görüşme bittikten sonra arkadaşlarımın kayıtları yazıya aktarmasını beklerdim; bu bazen bir ya da iki gün sürerdi. Artık böyle bir sorun yaşamıyorsunuz. Deşifreyi çok kısa zamanda elde edebiliyorum. Yani bilgiye erişmek giderek daha kolay hale geliyor. Asıl mesele, bu bilgiyi alacak zamanı bulmak” dedi.

“YAPAY ZEKA KÖTÜ DEMEKLE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEYECEK”

Flu TV sunucusu İlker Canikligil de “Bana göre ortaya çıkan hiçbir şeyle mücadele etmeye girişmemek gerekir. Ona uyum sağlamak ya da onu değiştirmeye çalışmak şart. Burada sabahtan akşama kadar yapay zekanın kötü olduğunu söylesek bile hiçbir şey değişmez. Çünkü yapay zeka geldi ve daha büyük bir yıkıma doğru gidiyoruz. Bu yüzden ona uyum sağlamalıyız. Onunla denemeler yapmak, yeni mecraları ve ortamları herkesten önce kullanmayı öğrenmek, bunları kullanarak bir şeyler üretmeye çalışmak gerekiyor. Yapay zekaya ayak uydurmalıyız. Başka bir ifadeyle, artık mutlaka eskisi gibi büyük gemiler yapmanız gerekmiyor; küçük botlar ya da sallarla da yaşamınızı devam ettirebilirsiniz. Yapay zeka bazı mesleklerin yerini alacak. Yeterince değer üretmiyorsanız, başka bir deyişle bilgisayar sizin işinizi yapabiliyorsa” dedi.