(TBMM) - YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fon krizinde haksız kazanç sağlayanlara "gönüllü iade" mekanizmasının uygulanmasını eleştirerek, "Madem haksız kazanç sağlayanları tespit ettiniz, neden gönüllü iadeye başvuruyorsunuz?" diye sordu. YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat da fon krizinin birkaç kişinin eylemi değil, "bir yönetim sisteminin iflası" olduğunu savundu.

TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

Teklifin tümü üzerine söz alan Yeni Yol Adana Milletvekkili Sadullah Kısacık, fon krizi nedeniyle mağdur olan 455 bin 700 kişinin yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, birikimlerin farklı ihtiyaçlar için yıllarca emek verilerek oluşturulduğunu söyledi.

Süreçte sorumluluğu bulunanların büyük bir kul hakkı taşıdığını söyleyen Kısacık, mağdurlardan gelen mesajlardan birini okuyarak, mağdurların birikimlerini, annelerinin tedavi masrafları, askerlik, çeyiz, ev ve araba alımı gibi amaçlarla yaptıklarını belirtti. Kısacık, "Bakın, '455 bin 700 kişi' deyip geçiyoruz ya, vallahi her biri bir dram, bunun gibi, her biri bir dram" dedi.

Kısacık, fon krizinin ardından yaşanan süreci de eleştirerek, şöyle konuştu:

"Bu kriz patladıktan sonra diğer bir fecaat kısım: Ya, bir kriz yönetiminde ne olur? Sorumlular her gün çıkar, her gün çıkar basın açıklaması yapar. 500 bin kişiyi direkt ilgilendiriyor, sermaye piyasasını birinci dereceden, finansal piyasalara risk açısından önemli bir kriz yaşıyoruz, ortada kimse yok. SPK'dan bir yetkili göremiyoruz, Borsa İstanbul'dan herhangi bir yetkili göremiyoruz, kimse yok. Fon Kurulu toplanıyor, açıklamayı İletişim Başkanlığı yapıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Ortada kimse yok."

USTA: "HAKSIZ KAZANÇ ELDE EDENLERİN İSİMLERİ AÇIKLANMALI"

İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, fon krizinde haksız kazanç elde edenlerin isimlerinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Bu krizde, suça bulaşmış olanlar, yani bu işin tamamen içerisinde olan isimler bulunduğunu, belirten Usta, şöyle devam etti:

"Onların zaten sadece isminin açıklanması değil onların yedi sülalesinin burnundan getirmemiz lazım. Burada eğer adil olacaksak ve bu fon havuzuna para gelmesini istiyorsak, mağduriyetin az olmasını istiyorsak hiçbir şekilde suça bulaşmamış olanlardan bile bir emsal artış hesabı var zaten kanunda, onun üzerinde kazanç elde edenlerin de parasının cebren bu havuza gelmesini sağlamamız lazım.

Buralara para yatıran, para çeken, bu haksız kazançları elde eden insanlar kim? Şimdi, bunu, anladığımız kadarıyla AK PARTİ Genel Merkez biliyor, bürokrasi de biliyor, Akın Gürlek de bir miktar biliyor. Bunu kamuoyu niye bilmiyor? Bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi niye bilmiyor? İşte, araştırma komisyonunu o yüzden istedik burada ama reddedildi. Bu artık böyle hani lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi veya yatırımcı mahremiyeti falan diye bir şey değil. Doğrudan doğruya bu ülkeye, bu ülkenin ekonomik bekasına kastedilmiş bir durum varsa, bu kişileri hepimiz bilmek durumundayız. Kamuoyunun önünde birkaç kişiyi attılar, birkaç siyasetçi, birkaç bürokrat, onlar da magazinleştiriliyor, 'Onlarla siz yetinin' Olmaz. Bu sadece bir Fatma Betül Sayan Kaya, Mahmut Sütcü meselesi falan değil, bu işin içerisinde çok daha fazla insan var, kamuoyu bunları bilmek durumundadır."

AKAY: "MAĞDURLAR ALACAKLARININ KURUŞUNA KADAR ÖDENMESİNİ BEKLİYOR"

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay da fonlarda bazı kamu bankası yöneticilerinin geçmişten bugüne organize ve planlı şekilde fahiş kazanç elde ettiğinin belirtildiğini, ayrıca bazı kamu kurum ve kuruluşlarının da bu fonlarda değerlendirilmek üzere para yatırdığının ve geri alınamayan tutarların bulunduğunun kamuoyuna yansıdığını söyledi.

Akay, "İşsizlik Sigortası Fonu'nun ağustosta yatırdığı kısım 3,4, Eylül'ün 15'ine kadar da bu varlıkla ilgili olarak 3,8 milyar TL'lik bir kısım bu fonlarda değerlendirilmiş. Başka kamu kurum ve kuruluşlarında böyle bir durum var mı?" sorusunu yöneltti.

MASAK'ın, uluslararası istihbarat birimleriyle, kurumlarıyla irtibata geçip, yurt dışına çıkarılan paraları tespit edip, bu paraları bir an önce Türkiye'ye getirmesi gerektiğini vurgulayan Cevdet Akay, "Mağdur vatandaşlar alacaklarının kuruşuna kadar ödenmesini bekliyor ve somut bir program bekliyor ve bütün bu müsebbiplerden hesabın sorulması gerekiyor, hem idari hem kanuni hem mali ve sonuna kadar bu tahsilatların yapılması ve mağdurlara ödenmesi gerekiyor. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız, mağdurlarımızın yanında olacağız" diye konuştu.

Mevzuatla ilgili düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Akay, "Tahvil piyasasına az önce girildi, 1 trilyonluk bir piyasadan bahsediliyor, 35 milyarlık bir içeride bekleyen krizle alakalı bir tahvil piyasası var, bunlar da ödenmeyecek, bu da ayrıca bir sıkıntı olacak. Reel sektör finansmana ulaşamıyor, daha da sıkıntıya girecek. Bütün bunların çözülmesi gerekiyor" dedi.

DEM PARTİ'Lİ OLUÇ: "FON VURGUNUNDA DEVLET KURUMLARININ DA HESABI SORULMALI"

DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç da fon krizinin organize bir şebeke, hisse manipülasyonu ve örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Oluç, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Takasbank ve Borsa İstanbul'un sürecin yaşanmasında bilerek ya da bilmeyerek rol oynadığını öne sürerek, yalnızca iki SPK başkanının sorgulanmasının yeterli olmayacağını belirtti. Oluç, şu ifadeleri kullandı:

"Bu şebekenin çalışmasına bilerek ya da bilmeyerek yardım ve yataklık etmiş devlet kurumları var. Öyle 2 SPK Başkanının, 1 eski, 1 yeni SPK Başkanının sigaya çekilmesiyle bu iş hallolmaz. Bir Başkanlar mı yaptı bütün bu işleri? O SPK yönetimleri, BDDK yönetimi, Borsa İstanbul gözlerinizin önünde cereyan etti her şey, hepiniz oradaydınız ya, utanın! Bunların hepsinden hesap sorulması gerekiyor. Listelerden bahsediliyor ya, bir liste var, ünlü liste açıklanmıyor. Bakın, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uyulması gerekir, şart. Masumiyet karinesi şart, siz uymuyorsunuz başka durumlarda ama masumiyet karinesine uymak gerekir, anayasal gerekliliktir, şart. Soruşturmanın gizliliğine uymak gerekir, şart ama bunlara bağlı olarak listedeki siyasetçilerin ve bürokratların isimlerini gizlemek kabul edilebilir bir şey değil, bunu söyleyelim. Biz kim ne kadar kazanmış, bunu merak ediyoruz."

ÖZLALE: "HAKSIZ KAZANÇ SAĞLAYANLAR TESPİT EDİLDİYSE GÖNÜLLÜ İADEYE NEDEN BAŞVURUYORSUNUZ?

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, teklifin en önemli sorunlarından birinin haksız kazançların geri alınması olduğunu dile getirerek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in fon mağdurlarının paralarını geri alıp alamayacaklarına ilişkin açıklamasına tepki gösterdi. Özlale, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Şimşek: 'Çok büyük ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecekler' dedi. Daha sonrasında burada bu haksız kazanç meselesinde öyle bir terim tanımladınız ki gerçekten Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmıyor. Dediniz ki: 'Gönüllü iade'. Aynı röportajda Sayın Şimşek şunu söyledi: 'Gönüllü iade ettikten sonra bizler paralarını iade etmeyen ve fazla kazanç sağlayanların hakkında hukuki işlem başlatacağız. Hepsinin bizde kayıtları var, algoritmadan tespit ettik'. O zaman ben buradan sizlere soruyorum: Madem haksız kazanç sağlayanları algoritmayla tespit ettiniz, elinizde haksız kazanç sağlayanlar var, neden gönüllü iadeye başvuruyorsunuz? Yoksa acaba aranızda bazı AK Parti'li arkadaşlar haksız kazanç sağlayıp gönüllü iade opsiyonunu kullandıktan sonra o haksız kazanç sağlayanlar listesinden çıkarılacak mı? Neden haksız kazanç sağlayanlara hemen hukuki işlem başlatmıyorsunuz? Bunun bir sebebi de niye insanlara bir çıkış kapısı gösteriyorsunuz?"

KARABAT: "BU FON KRİZİ BİR YÖNETİM SİSTEMİNİN İFLASIDIR"

Şahıslar adına teklif üzerine söz alan YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, fon krizinin birkaç kişinin eylemi olarak değerlendirilemeyeceğini, yaşananların yönetim sisteminin iflası olduğunu savundu. Tasfiye sürecinin denetiminin Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) bırakılmasını eleştiren Karabat, bağımsız bir tasfiye kurulu oluşturulmasını önerdiklerini ancak bu önerinin kabul edilmediğini söyledi.

Karabat, gönüllü iade yapan kişilere ve geri alınan tutarlara ilişkin bilgilerin açıklanmadığını, teklifin 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme düzenlemesinin de kamuoyunda yanlış anlaşıldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bu fon krizi bir kaza değildir, bu fon krizi birkaç ahlaksız adamın yaptığı iş olarak da küçümsenemez. Bu fon krizinin varsa eğer bir sorumlusu her kararnamenin, her atamanın altında imzası olandır. Bu yasada gönüllü iade var. Sonra Bakan açıklıyor, diyor ki: 'Eski Bakanla beraber 3 kişi daha ödedi'. Soruyoruz Komisyonda: 'Kim ödedi?', 'Bilmiyoruz', niye bilmiyoruz? Ucu kime dokunuyor? Diyorsunuz ki '3 kişi daha ödedi'. Ne kadar ödedi? Bu yasa, oluşturulan tasfiye sürecini denetleme hakkını Meclis'e veriyor mu arkadaşlar? Hayır. Kime veriyor? SPK'ya. Olup biteni seyreden SPK'ya veriyor yani kuzuyu kurda emanet ediyoruz. Biz diyoruz ki bağımsız bir kurul, tasfiye kurulu oluşturalım, bunun niteliklerini beraber tanımlayalım, SPK'nın bağımsızlığını güvence altına alalım diyoruz, siz 'Hayır' diyorsunuz."

AK PARTİ'Lİ AKSU: "390 BİN FON PAY SAHİBİNİN HAKLARININ KORUNMASI ÖNGÖRÜLÜYOR"

AK Parti Grubu adına söz alan ve teklifin imza sahiplerinden AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, tasfiye sürecinde yatırımcıların en büyük beklentisinin ödemelerin bir an önce yapılması olduğunu aktardı.

Teklifte objektif ve adil bir dağıtım ölçütü olarak net yatırım tutarının esas alındığını belirten Aksu, bu tutarın yatırımcının fona yaptığı nakit giriş ve çıkışları üzerinden hesaplanacağını, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ve yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncelleneceğini ifade etti.

Her fonun ödemesinin, kendi mal varlığından karşılanacağını kaydeden Aksu, yatırımcıların nihai tasfiyeyi beklerken mağdur olmaması için kişi başına 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme yapılabileceğini söyledi. Aksu, şu şekilde konuştu:

"Bu bir tavan değildir, bu bir ara ödemedir. Net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan vatandaşlarımıza tutarın tamamı ödenebilecek, fondaki mevcut nakdin yetersiz olması halinde ise net yatırım tutarı en düşük olan yani en küçük yatırımcılardan başlanarak ödemeler gerçekleştirilecektir. Bu sayede yapılan değerlendirme ve analizlere göre 390 bin fon pay sahibinin nihai pay hakları korunarak net yatırım tutarlarının ödemesinin gerçekleşeceği öngörülmektedir. Yasa teklifiyle fahiş ve haksız kazanç elde edenler için bir isteğe bağlı iade mekanizması getirilmektedir. Gerçeğe aykırı değerler üzerinden olağan dışı kazanç sağlayıp fondan çıkanlar olağan emsal getiriyi aşan kısmı isteğe bağlı iade hesabına iade edebileceklerdir. Bu iade bir af veya ibra yani bir cezasızlık mekanizması değildir, gönüllü iade yapanların cezai ve hukuki sorumlulukları ortadan kalkmamaktadır, suç işleyen cezasını çekecek masum olan ise hukuk tarafından sonuna kadar korunacaktır."

Teklifin tümü üzerine görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin 1'inci ile 5'inci bölümlerini kapsayan ilk bölüm üzerine görüşmelere geçildi.