(TBMM) - CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, "Kaç kez, 'Fon vurguncularının eksiksiz listesini açıklayın' diye çağrıda bulunduk. Duymamış gibi davrandılar. Bu hükümet artık ülkeyi yönetme ve güveni yeniden kurma kabiliyetini yitirdi. Bu nedenle milletin sorunlarını çözmek için atılması gereken ilk doğru adımın derhal seçim olduğunu söyledik, söylemeye de devam ediyoruz" dedi.

CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, TBMM'de gerçekleştirdiği basın toplantısında gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin tek adam yönetimi altında bitmek bilmeyen krizlerle mücadele ettiğini ifade eden Öztrak, "Kibirli saray ve çevresindekiler, 'kimsesizin kimsesi' olmayı değil, 'lobilerin, yandaşların ve rant peşindekilerin koruyucusu' olmayı seçiyor. Bu ucube düzen, büyük bir servet aktarım aracına dönüştü. Bugün ülkemizi sarsan büyük fon soygunu, Erdoğan'ın öne sürdüğü gibi 'yoldan çıkan, şeytana kapılan birkaç kişinin' hatasından ibaret değil; dengesiz ve denetimsiz bu rejimin yol açtığı, kurumsal yapımızdaki ağır hasarın sonucudur" diye konuştu.

Fon vurgununun açığa çıkmasının üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtiğini, borsa endekslerinin tarihinin en uzun süreli gerilemesini yaşadığını ve bu dönemde vatandaşa çıkan faturanın 7 trilyon lirayı aştığını kaydeden Öztrak, "Bu, 130 milyar doların üzerinde bir tutar. İnanılır gibi değil… 130 milyar dolar, dünyada 130 ülkenin milli gelirini geride bırakıyor… Tarihimizde benzerine ender rastlanan bir soygun yaşanıyor. Ancak hükümet, bu büyük soygunun yarattığı sorunları halkın vicdanını rahatlatacak ve yerli-yabancı yatırımcının güvenini yeniden kuracak biçimde gidermiyor. Sorunu pansumanla, aspirin tedavisiyle geçiştirmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

"BU ÇİFTE HUKUK GÖRÜNTÜSÜ, GÜVENİN GERİYE KALAN SON KIRINTILARINI DA YOK EDİYOR"

Faik Öztrak, hükümete güveni yeniden tesis etmesi için "Bu vurgunda paranın izini sonuna kadar sürün" dediklerini, fakat bunun yapılmadığını savundu. Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK Parti'den ve bürokrasiden harcanabilecek iki kişiyi öne sürüp, 'Bunlarla uğraşın' dediler ve kendileri geri planda kaldı. Uçakta, 'Ucu nereye varırsa varsın' diye büyük sözler ederken, yere indiklerinde Saray koridorlarında gözlerinin önünde dolaşanlara, AK Parti Genel Merkezi'nde bulunanlara ve AK Parti teşkilatlarındakilere bir türlü erişemiyorlar. Saray, olayın kendi tarafındaki siyasi ayağını özenle örtmeye uğraşıyor. AK Partili Genel Başkan Yardımcısı ifadesini verip serbest kalırken; Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit ve bu hafta sonunda da Milas Belediye Başkanımız Fevzi Topuz, adli kontrolün niçin yetersiz olduğuna ilişkin somut gerekçe gösterilmeden tutuklanıyor. Onları seçen vatandaşların iradesi gasp ediliyor. Bu çifte hukuk görüntüsü, güvenin geriye kalan son kırıntılarını da yok ediyor. Hükümet Fon Skandalı'nı çözmekte samimi olsaydı, soyguna göz yuman kurumların yöneticilerini hemen görevden alırdı. Bunu yapmadı!"

"BELLİ Kİ VURGUN AĞINDAKİ ORTAKLAR, 'MÜZİK ÇALIYORSA DANS EDİLİR' DİYE DÜŞÜNMÜŞ"

Fon vurgunuyla ilgili her hafta yeni bağlantıların ve iddiaların gündeme geldiğini belirten Faik Öztrak, şunları söyledi:

"Vurguncu fona kurumun parasını batırdığı için istifa eden Türkiye Sigorta Genel Müdürü bir kez daha gözaltına alındı. İddialar ağır… Eski Genel Müdürün vurguncu fonlarla işbirliği yaptığı, Türkiye Sigorta'nın parasını vurgun hisselerinin değerini yükseltmekte kullandığı ve karşılığında vurguncu fon grubundan elden 1 milyon dolar aldığı öne sürülüyor. Anlaşılan, vurgun ağında kim ne kadar ortaksa, 'Müzik çalıyorsa dans edilir' diye düşünmüş. Bürokrasidekiler ya sessiz kalmış ya da önlerinden akan nehre kaplarını daldırmış.

Şişen balon, öyle ya da böyle sonunda büyük bir gürültüyle patladı. Bugün karşı karşıya olduğumuz durum; tek adamlı ucube rejimin bağımsız kurumların özerkliğini hiçe saymasının, düzenleyici ve denetleyici kurumları işlevsiz bırakmasının, liyakat yerine sadakati koymasının ve hesap vermekten kaçıp buna yeni normal adını vermesinin kaçınılmaz sonucudur. Bu soruna yol açanlar, çözümün adresi olamaz."

"BU HÜKÜMETİN ÜLKEYİ YÖNETME VE GÜVENİ YENİDEN KURMA KAPASİTESİ ARTIK YOK"

Bu nedenle Meclis'te bir Araştırma Komisyonu kurulmasını önerdiklerini dile getiren Öztrak, şöyle devam etti:

"'Siyaset-bürokrasi-vurguncu şeytan üçgeninin ortaya çıktığı, vurgunculuğun kanser gibi tepeden tırnağa yayıldığı bir yerde çözüm, ancak millet iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin meseleye el koymasıyla mümkündür' dedik. Bunu da kabul etmediler. Buradan defalarca, 'Fon vurguncularının eksiksiz listesini açıklayın' diye çağrı yaptık. Duymamış gibi davrandılar. Bu hükümetin ülkeyi yönetme ve güveni yeniden tesis etme kapasitesi artık kalmadı. Bu yüzden milletin dertlerine çözüm için atılması gereken ilk doğru adımın 'derhal seçim' olduğunu söyledik, söylüyoruz.

"BU ÜLKE YOLSUZLUKTAN ARINACAKSA VE SAMİMİYSENİZ, İŞE BURADAN BAŞLAYIN"

Bugün buradan bir çağrıda daha bulunmak istiyoruz. 2018'den sonra görev yapan bütün bakanların, bakan yardımcılarının, AK Parti Genel Başkan yardımcılarının, BDDK, SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve kamu bankalarının üst düzey yöneticileri ile yakınlarının mal varlıklarında görev dönemlerinde ve özellikle son bir yılda meydana gelen değişimleri kamuoyuna açıklayın! Bu ülke kirden, çirkeflikten ve yolsuzluklardan arınacaksa, samimiyseniz işe bu konuyla başlayın."

"TÜRKİYE'NİN ÖNÜMÜZDEKİ BİR YILDA 300 MİLYAR DOLAR DIŞ FİNANSMANA İHTİYACI VAR"

Öztrak, hükümetin fon krizini aşamadığını belirterek geçen hafta borsanın yüzde 5 daha değer kaybettiğini, skandalın ortaya çıkışından bu yana toplam kaybın yüzde 20'ye ulaştığını söyledi.

Öztrak, Tüketici Güveni'nin ekim ayında yalnızca bir ay içinde yüzde 7,7 gerilediğini ve bunun son 3 yılda endekste kaydedilen en sert düşüş olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin gelecek bir yılda 300 milyar dolarlık dış finansman bulması gerektiğini, bu kaynağa erişmenin de giderek güçleştiğini belirten Faik Öztrak, şunları kaydetti:

"Fon vurgununun ardından Merkez Bankası'nın net rezervlerinin üçte biri de bir ay içinde eridi. Net rezervler 31 milyar dolara kadar indi. Bu hafta Komisyonda 2027 Bütçesi'ni görüşmeye başlıyoruz. Bütçe büyüklükleri, Fon Skandalı'nın ekonomiye milyarlarca dolarlık zarar verdiği bu dönem yaşanmadan önce belirlendi. Ancak artık koşullar değişti. Bu vurgunun ekonomik hedeflere ve tahminlere etkisi ne olacak? Kamu kesiminin borçlanma gereği 2026'da 57 milyar dolar, 2027'de 64 milyar dolar. Bu kaynak nereden sağlanacak? Hangi koşullarda ve hangi faiz oranıyla bulunacak? 2027 Bütçesi, bu şekliyle daha görüşülmeden kadük olup tarihe karışacak gibi görünüyor."

MEKKE ANLAŞMASI

Faik Öztrak, Akdeniz Bölgesi'nde son yıllarda güç kazanan rakip ülkelerin işbirlikleri dikkate alındığında Mekke Anlaşması'nın Türkiye için önemli fırsatlar yaratabileceğini ve bölgesel dengeler bakımından ülkeye ciddi faydalar sağlayabileceğini söyledi.

Anlaşma hükümlerinin Türkiye açısından önemli riskler de içerdiğine dikkat çeken Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"NATO Antlaşması'na benzetilen anlaşmanın 2. maddesine göre, taraf ülkelerden biri saldırıya uğrarsa diğerleri 'derhal' ve sağlayabildikleri bütün imkânlarla yardım edecek. Örnek verilen NATO Antlaşması'nda dahi böyle otomatik bir yükümlülük bulunmuyor. Bir ülke saldırıya kendi imkânlarıyla karşı koyamadığında, öncelikle tarafların bir araya gelmesi ve danışma mekanizmasının işletilmesi öngörülüyor. Anlaşmanın 16. maddesinde ise taraflar, en az 10 yıl boyunca anlaşmadan ayrılmama yükümlülüğü altına giriyor.

Gelecek 10 yılın neler getireceği belli değilken, Türkiye'nin kısa ve orta vadeli diplomatik ilişkilerini bu biçimde bağlamayı akılcı bulmayız. Bu tür konular Dışişleri Komisyonu'nda ayrıntılı biçimde ele alınmalıdır. Başka ülkelerin bölgeye yönelik planlarının maliyetinin Türkiye'nin sırtına yüklenmesine karşı çıkarız. Öte yandan, milli çıkarlarımız doğrultusunda ülkemizin bölgede güç kazanmasını sağlayacak adımları da destekleriz."