Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde, Ravive Kozmetik'e ait imalathanede 8 Kasım 2025'te meydana gelen ve 3'ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangınla ilgili davanın beşinci duruşması bugün yapıldı. Duruşma, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kandıra Cezaevindeki salonda görüldü.

Şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve Gökberk Güngör ile İsmail ve Altay Ali Oransal kardeşlerin dayısı olan iş insanı Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat tutuklu bulunuyor. Olayın ardından kardeşleri kaçırdığı öne sürülen Akat’ın da yer aldığı dosyanın, olayla bağlantılı kamu görevlilerine ilişkin dosyayla birleştirilmesi üzerine yargılanmaya başlayan Dilovası Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Necati Temiz, eski zabıta müdürü Cengiz Taşdemir ve zabıta müdür vekili Nizamettin Balcı da tutuklu; Aleyna Oransal ise ev hapsinde. Davanın beşinci duruşmasında ara mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, sanıkların tutukluluklarının devamını istedi.

Mahkeme heyeti, Ali Osman Akat ile Abdurrahman Bayat’ın tahliyesine hükmederken diğer tutuklu sanıkların tutukluluk halinin sürmesine karar verdi.

Yangında hayatını kaybedenlerin aileleri ve avukatları, duruşma sonrasında cezaevi kampüsü önünde açıklama yaparak Ali Osman Akat’ın tahliye edilmesine tepki gösterdi. Açıklama sırasında “Kaza değil katliam, hesabı sorulacak” sloganı atıldı.

Dosya avukatlarından Onur Fırat Kaynun, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının şikâyetlerini dikkate alarak tutuklama istemiyle sevk ettiği Ali Osman Akat’ı sulh ceza hâkimliğinin, ağır ceza dosyasında zaten tutuklu olduğu gerekçesiyle tutuklamadığını hatırlattı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye kararına tepki gösteren Kaynun, “Kendisini balina diye tanımlayan ve asıl patron olduğu açıkça görülen kişiyi mahkeme bugün serbest bıraktı... Bir mahkeme ‘Bu kişi tutuklu olduğu için tutuklayamam’ diyor; aradan bir ay bile geçmeden başka bir mahkeme, ‘Tutukluluk başka bir tutuklamaya engel değildir’ denmesine rağmen onu tahliye ediyor. Bu yargı neyi amaçlıyor? Hedefi ne?” ifadelerini kullandı.

Kaynun şunları söyledi:

“Dilovası katliamı davasının duruşmasından çıktık. Saatlerdir bu cezaevi kampüsündeyiz. Günlerdir, duruşmalar boyunca buraya gelip gidiyoruz. Bugün bir kez daha anladık ki bu ülkede insanların yaşam hakkı diye bir şey kalmamış. Adaleti bırakın, hukuk diye bir şey de kalmamış. Kendisine ‘balina’ diyen ve asıl patron olduğu apaçık olan kişiyi mahkeme bugün tahliye etti. Gerekçesi ne? Bir yıldır tutukluymuş, tutukluluk süresi dolmuş.”

“Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı şikâyetimizi dikkate alıp tutuklama talebiyle sevk ettiğinde, adı Ali Osman Akat olan bu kişi için sulh ceza hâkimliği, ‘Buradaki ağır ceza dosyasında tutuklu olduğu için onu tutuklayamam’ dedi. Buradan seçilmiş vekillere, gazetecilere, basın mensubu arkadaşlarımıza, öğrencilere ve siyasi mahkûmlara soruyoruz: Onlar art arda 15-20 kez tutuklanabilirken sermayedarlar neden tutuklanmıyor? Bunun cevabı tek. Bu ülkede işçiye, emekçiye düşen yalnızca kan, ter, gözyaşı ve tabut. Bunu bir kez daha gördük.”

“Müvekkillerimize ne söyleyeceğiz? Buyursunlar, bize anlatsınlar. Onlara ne diyeceğiz? ‘Biz neden hâlâ geliyoruz, ne bekliyoruz, ne yapmaya çalışıyoruz?’ diye soruyorlar. Bu sorulara cevap veremiyoruz. Tutuklu meslektaşım Selçuk Kozağaçlı’nın söylediği gibi, artık bizim için kutsal olan yalnızca yaşamak değil; kutsal olan güvenli ve adil bir yaşam. Bu ülkede bunlar yok. Burada sadece ölmemek için yaşıyoruz. Ölenler için adalet diye bir şey bulunmuyor; yalnızca sermayenin ve iktidarın adaleti var. Bugün bunu yeniden gördük.”

“Ancak endişelenmesinler; bu karar direncimizi ve mücadele isteğimizi artırdı. Sokakta, adliyede, sendikada, baroda, kısacası her alanda elimizden geleni yapıp bu katliamın hesabını soracağız. Peşini bırakmayacağız. Bırakacağımızı düşünenler yanılıyor. Bu aileler mahkeme salonlarından sonuç alamasa bile adalete kavuşacak. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu dosyanın takipçisiyiz. O balinaysa biz de küçük balık sürüsüyüz; onu biz de yiyebiliriz. Yargı, balinadan korkup böyle kararlar veriyorsa arkasında binlerce işçi, emekçi ve yakınını kaybetmiş insan olduğunu bilsin.”

“Bu kaçıncı olay artık? Gayrettepesi, Kartalkayası, Soması, Zonguldak’ı... Devlet ne istiyor? Bu sistem ne istiyor? Yargı ne istiyor? Daha ne olması gerekiyor? İnsanların ölümünden söz ediyoruz. Daha ne yaşanmalı? Bir mahkeme, ‘Bu kişi tutuklu olduğu için tutuklamıyoruz’ diyor; başka bir mahkeme ise aradan bir ay bile geçmeden onu tahliye ediyor. Böyle bir kararı daha önce hiç görmedik. ‘Tutukluluk başka bir tutuklamaya engel değildir’ deniyor. Ne yapacaklar? Bu kişiye yurt dışına çıkış yasağı koydular; duruşmalara da gelmemesini istiyoruz, dediler. Bu yargı neyi amaçlıyor, hedefi ne? Bu soruların yanıtını arıyoruz. Adalet mücadelesini bırakmayacağız.”

Kaynun’un ardından Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut, DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve Esma Gikan’ın yakını Engin Aras da konuşma yaptı.